25 Şubat 2011 Cuma

Minik takılar

Galata Kuledibindeki Atelier 55'e tekrar gittiğimde aklımda kalan narlı kolyeyi almaya gidiyorum bu kesin!
Resmini çekemedim tabi..olmadı ama kolyeye bayıldım.... Kısmet'in... yani Kısmet by Milka


 

Takı sevmem ben pek ama bu minik takılar, zarif tasarımlar beni fena halde cezbediyor...

Batya Kebudi de öyle. Şahane takılar tasarlıyor...

  
Batyanın şans kolyesi. Batya Kebudi bilekliği de çok şirin=)


Ve tabi... Aida Pekin'in sıradışı yüzükleri...        Ben buna bayıldım bayıldım bayıldım....





13 Ocak 2011 Perşembe

Mutlu etmeye yeter...

Dün 30 oldum. Şahane bir pastayla kutlamak isterdim ama maalesef Mersin'de butik pastacılıkla uğraşan, tasarım pastalar yapan biyer yok. Bu işi yapanlar da Mersin'e göndermiyo... Internette farklı tasarımlar ararken Mutlu Dükkan'la karşılaştım. Nefis kurabiyeler!!! Pasta aramaya gerek yok ki... Tasarımları o kadar neşeli ki pastadan vazgeçtim, kurabiye arayışına girdim=)
www.mutludukkan.blogspot.com adresi...
Istanbula gittigim bi h.sonu kursuna da gidicem taktım kafaya=)
Düğün kurabiyelerinin güzelliğine bakın...


Düğünler için...

Bayıldığım Mickey...


veeeee doğum günüüüü....



Hepsi sizin de içinizi ve iştahınızı açtı ama dimi!
Ben derim ki İstanbul'da bu kurslar kaçmaz!


29 Aralık 2010 Çarşamba

Bu koroyla çok eğleniyorum=)

Mersin Polifonik Korolar Derneği... Yani gönüllü müzik severler topluluğu. Dernek çatısı altında bi sürü de koro var. Yetişkinler Korosu mesela... Benim gibi yetişkinlerin olduğu bi koro=) Gerçi ben 1 yıldır bu koroda söylüyorum ama diğer yetişkinler gerçekten yıllarını vermişler. Yurt dışında festivaller mi istersiniz, Devlet Operasıyla aynı sahnede konserler mi dersiniz, tabiki demekte özgürsünüz=) Bunlar amatör topluluklar için çok keyifli şeyler aslında... Daha birçok aktivite... Yılın genelinde çoğu zaman çoğu yerde konseri var bu koronun! Bir şekilde ilgilenenler de hem biryerlerden duyuyor, hem de deli gibi takip ediyolar... Yani salonlar falan full! Daha hiç hatırlamıyorum boş salona konser verdiğimizi=) hahahhahaha

Sadece yetişkinler korosu mu?!! Olur mu, gençlik korosu, çocuk korosu, 4-5 yaşındaki ufaklıkların geldiği, konserde hiçbiri sahneden yerinde duramayan, canlı çekim varsa ve sahneden ayaklı mikrafonları gördülerse tutup bağırarak seslerini salona duyurmaya çalışan bi sürü yer mantarından oluşan minnoşlar korosu...

Hepsini de bu dernek kurmuş ve profesyonel müzik öğretmenleri, eğitmenler tarafından eğitiliyorlar/eğitiliyoruz=)

Ben bu koroya başladıktan sonra mesela Bulgaristan Operası'ndan Zdravko Lazarov şefimiz oldu. Tam bir sene. Ama yarın gidiyo... yine Bulgaristan Operası'na ... Bizim gibi yetişkinlere karmakarışık bir sürü şarkıyı o kadar güzel öğretti ki anlatamam...

Zdravko ile son konserimizi Mersin'deki İtalyan Katolik Kilisesi'nde verdik. Benim oradaki 2. konserim oldu aynı zamanda. Ama bu seferkinde accayip eğlendim. Aslında tüm koro çok keyif aldık. Eğlenerek şarkı söyledik. Konserin sonunda da Zdravko'ya yine tüm pozitifliğimizle güle güle dedik. Yetişkinler bir coştu bir coştu ki sormayın=)






işte son konserimiz...

30 Kasım 2010 Salı

Süper Marka Vernel...

Türkiye’nin ilk yumuşatıcı markası Vernel; gıdadan finansal hizmetlere, temizlik ve kişisel bakım ürünlerinden teknoloji ürünlerine, hizmet sektöründen iletişime kadar birçok alanda yılın en iyi markalarına verilen 2010 Superbrands (Süper Marka) Ödülü’nü almış. Bence haketmiş de...

Dünyaca ünlü Henkel firması tarafından üretilen ve ilk kez 1976 yılında raflardaki yerini alan Türkiye’nin ilk yumuşatıcı markası Vernel, 86 ülkede faaliyet gösteren Superbrands jürisi ve AC Nielsen'in tüketiciler üzerinde gerçekleştirmiş olduğu araştırma sonucunda 2010 yılının yumuşatıcı kategorisindeki Superbrands'i olmuş.

Peki Süper Marka neymiş?


Tüketicilerin, (bilinçli veya bilinçaltı) arzuladıkları, tanıdıkları ve bir ücret ödeyerek sahip olmak istedikleri, duygusal ve/veya fiziksel avantajları, diğer markalara göre çok daha yüksek oranda sunan markaya “Süper Marka” deniyor.

Süperbrands Ödülü’nün kriterleri arasında yaratıcılık, şirketin büyüklüğü, teknolojisi, yatırımları, iş gücü kalitesi, markalaşmaya yaptığı yatırım ve marka devamlılığı, sosyal sorumluluk projelerine katkısı, çevreye duyarlılığı, etik değerlere uyması ve vergi sıralamasındaki yeri gibi maddeler de bulunuyor.

Türkiye’de ilklerin markası Vernel...


Yapılan araştırmalara göre Türkiye'de evlerin yüzde 66'sında yumuşatıcı kullanılıyor. Türkiye yumuşatıcı pazarının ilk temsilcisi olma özelliğini taşıyan Vernel, pazara girdiği 1976'dan beri yenilikçi yaklaşımı, güçlü teknolojik alt yapısı ile yeniliklere öncülük ederek pazar liderliğini koruyor. Vernel’in bir özelliği de Türkiye’nin ilk yumuşatıcı markası olmasından dolayı, pazara ismini vermiş olması... Böylece Vernel, Türkiye’de yumuşatıcının genel adı oldu ve yumuşatma işlemi dilimize “Vernellemek” olarak yerleşti diyor araştırmalar.

Hakikaten bu, bir marka için ne kadar büyük bir gururdur di mi! Çocukluğumdan beri benim de hayatımda hep Vernel vardı, hala da olmaya devam ediyor. Çocukken şirin ayıcığıyla kalplerimizi fetheden bu marka, şimdi de evlerimizde yıkadığımız çamaşırlarımızda bıraktığı o şahane kokuyla "evet yine tertemiz yaptım çamaşırları" hissiyle evdekilere çalışkan ve terrrrrtemiz bir eş imajı çizmenin mutluluğuyla en baştaki yerini almaya devam ediyor.

Vernel Türkiye’de kısa zamanda %100 marka bilinirliğine ulaşmış. Vernel markası, Türkiye yumuşatıcı pazarını birçok ilkle tanıştıran marka olarak da biliniyor. Türkiye’ye aromaterapi yumuşatıcı, 4 kat konsantre yumuşatıcı ve parfüm incileri adı verilen mikrokapsül teknolojisini tanıştıran ilk marka yine Vernel olmuş.

Yılda 3,5 milyon ton çamaşır Vernel ile yıkanıyor!!!


Pazardaki lider konumunu, sürekli yenilikler üreterek, tüketicilerin değişen ve artan beklentilerini en üst düzeyde karşılayarak korumayı başaran bir marka Vernel... Kalıcı ve devamlı çeşitlenen kokuları ile biz tüketicilerin hafızalarında yer eden Vernel, sağladığı yüksek kalite ile de tüketici tercihlerinde daima ilk sıralarda yer alıyor. Bugün Vernel ürünleri, Türkiye’nin dört bir yanında, milyonlarca tüketici tarafından kullanılıyor. Biliyor musunuz; Türkiye’de saatte ortalama 3 bin 800 adet Vernel satılıyormuş. Ayrıca, Vernel ürünleri ile yılda 3,5 milyon ton çamaşır yıkanıyormuş.

İdeal eş olmamda gösterdiğin destek için teşekkürler Vernel!!!


In Bruges...

Evet evet gerçekten bir masalın ortasında olmalıyım...
Bruges, işte o masalların içindeki tarihi o kadar güzel yansıtıyor ki...Küçük bir kanal kenti aslında. Kanal kenarında evler... O sokaklarda yürüyebildiğiniz kadar yürüyün. Önünden geçtiğiniz her ev, her bina ayrı güzel...
En önemli nokta da UNESCO'nun Bruges'ü dünya mirası listesine almış olması.



Bruges'e aynı zamanda aşıklar şehri de diyorlamış. Paris'i öyle bilirdik ama inanın bana Bruges de haketmiyo değil! Hatta bunun bir heykeli bile vardı...


Şimdi sırada Tuğba'nın da dediği gibi "In Burges" filmi var.

29 Kasım 2010 Pazartesi

Minyatür bir Avrupa...

Atomium...
Bir atomun 165 milyon kez büyütülmesiyle ortaya çıkmış devasa bir yapıydı. 102 metre boyundaymış. 9 küre, 12 boruyla birbirine bağlanmış. Hava Brüksel’de yaza kadar neredeyse her gün kapalı ve bir o kadar da yağmurlu olduğu için kürelere ulaşsak bile manzara açısından çok tatmin eder miydi bilemiyorum ama açık bir hava yakaladığınızda mutlaka çıkabildiğiniz en üst küreye kadar çıkın derim.

Bazı kürelere girmek yasak. Belli bir noktaya kadar ziyarete açmışlar. Ama yerden bile görüntüsü muhteşem... Zaten Brüksel’in de sembolü olmuş bile 1958 yılında inşa edilen Atomium...

Delirium...
Bira sevenler için gözden kaçırılmaması gerekir... 2000'den fazla çeşit birası varmış...
İçerisi tıklım tıklım. Sigara içmek serbest. Bardan içkinizi alıp boş masa bulup oturmanız bayaa zaman alıyor ama değiyor. Çok içki meraklısı falan diilim ama bira içilebilecek en keyif veren yerlerden biri sa nırım Delirium. Bu arada bu kadar çok çeşit birası olduğu için Guiness Rekorlar Kitabına bile girmiş... Unutmadan, Delirium, merkeze çok yakın.

Le Fritérie...
Deli gibi yağmurun altında yürüyerek Borsa Binasına ulaşmaya çalışıyoruz. Gerçekten heryer birbirine çok yakın da, öyle bir yağmur ben hiçbiyerde görmedim daha! Yani Brüksele yazın dışında bir mevsimde gitmeye niyetlendiyseniz; yağmurluk, çizme ve şemsiyeyi ne pahasına olursa olsun valizinize koyun. Gerekirse daha az eşya alın ama onları unutmayın!!!

Borsa Binasının hemen yan sokağında bizim Kızılkayalar gibi bir dükkan. Brüksel halkı ayaküstü karnını doyurmak için oraya geliyor belli.

Sadece ketçap-mayonez yok servislerinde. Çeşit çeşit soslar var sırf patatesler için. Mutlaka deneyin!
Brüksel çok yağmurlu çok...
Şehrin bir tarafında AB'nin merkezi olduğu için modern Parlamento, Konsey binaları, iş merkezleri...
Diğer tarafında masal kentindeymişsiniz hissi uyandıran, gri mekanlar... Binalar gerçekten görülmeye değer... Şemsiyelerinizi kaldırıp ne kadarını görebilirseniz tabi:))) Brüksel'e yolunuz düşerse el yapımı çikolatalarını, deniz ürünlerine meraklıysanız önüne 1 tencere dolusu gelen midyelerini tatmadan dönmeyin. Leonidas en ünlü çikolatacısı... Leon de Bruxelles de en ünlü deniz ürünleri restoranı... Sadece Brüksel'de diil Avrupa'nın birçok kentinde de varmış ayrıca...