30 Mart 2011 Çarşamba

Dekoratif objelerle işim var bu aralar...

Çok hoşuma gitti. Paşabahçe'den bu minik kurabiye sunum tabağını aldım...
Bir gün içine bonibonları koydum, birer birer azalmaya başladı, başka bir gün hakettiği minik kurabiyeleri koydum 2-3 dk. içinde bitti=)... Ama benim çok hoşuma gitti, bittikçe yerine yenisini koyuyorum=)



19 Mart 2011 Cumartesi

Bahar geldi çiçeklendik....

Belki sade bir elbiseyi canlandırmak istiyorsunuz, belki de içinizi ısıtacak renkleri kıyafetinizin büyük bir bölümünde değil ama ufak da olsa bir aksesuvarla üzerinizde taşımak istiyorsunuz, kısacası rengarenk çiçekleri hırkanıza, tişörtünüze, kocaman topuzunuzun ortasına, çantanıza kondurarak bu sevimli şıklığa siz de katılıyorsunuz. Buyurun bakalım...




1 Mart 2011 Salı

Mutfakta biri var!!!

Size lezzetli mi lezzetli bir karnıbahar tarifi veriyorum şimdi. Hem kolay hem de mmmmmm nefisssss.....
"Mutfakta biri var" havalarında, üstelik eşimin pek de alışık olmadığı gibi bir yemek yapmaya çalıştım bu akşam. Daha önceden kendi kendime test edip onayladığım bir yemek ama=)
Hadi başlayalım bakalım...
Önce karnıbaharımızı buharda bi güzel haşlıyoruz. Çok yumuşatmayın, çatalı batırdığınızda dağılmasına izin vermeyin yani.


Ayrı bir kapta 1 çay bardağı süt ve 2 yumurtayı çırpın, içine tuz-karabiber ve dilediğiniz kadar kırmızı pul biberi de ekleyin.



3-4 tane taze soğanı minik minik doğrayın.


Haşlanan karnıbaharları minik minik doğrayıp fırın kabına aldıktan sonra soğanlarla bi güzel karıştırın. Üzerine sütlü yumurtalı karışımı da dökün. Aman sarımsağı unutmayın.2-3 diş diyo tarifinde ama fazla sarımsak asla lezzetini bozmaz!

Hahahahhaha tabiki bu kadar da abartmayın ama 2-3 diş az benden söylemesi=)
   

 Fırında yaklaşık 170 derecede pişirin.


Pişmeye yakın kaşar rendesini de üzerine serpmeyi unutmayın.

Afiyet olsuuuuuuuun!




25 Şubat 2011 Cuma

Minik takılar

Galata Kuledibindeki Atelier 55'e tekrar gittiğimde aklımda kalan narlı kolyeyi almaya gidiyorum bu kesin!
Resmini çekemedim tabi..olmadı ama kolyeye bayıldım.... Kısmet'in... yani Kısmet by Milka


 

Takı sevmem ben pek ama bu minik takılar, zarif tasarımlar beni fena halde cezbediyor...

Batya Kebudi de öyle. Şahane takılar tasarlıyor...

  
Batyanın şans kolyesi. Batya Kebudi bilekliği de çok şirin=)


Ve tabi... Aida Pekin'in sıradışı yüzükleri...        Ben buna bayıldım bayıldım bayıldım....





13 Ocak 2011 Perşembe

Mutlu etmeye yeter...

Dün 30 oldum. Şahane bir pastayla kutlamak isterdim ama maalesef Mersin'de butik pastacılıkla uğraşan, tasarım pastalar yapan biyer yok. Bu işi yapanlar da Mersin'e göndermiyo... Internette farklı tasarımlar ararken Mutlu Dükkan'la karşılaştım. Nefis kurabiyeler!!! Pasta aramaya gerek yok ki... Tasarımları o kadar neşeli ki pastadan vazgeçtim, kurabiye arayışına girdim=)
www.mutludukkan.blogspot.com adresi...
Istanbula gittigim bi h.sonu kursuna da gidicem taktım kafaya=)
Düğün kurabiyelerinin güzelliğine bakın...


Düğünler için...

Bayıldığım Mickey...


veeeee doğum günüüüü....



Hepsi sizin de içinizi ve iştahınızı açtı ama dimi!
Ben derim ki İstanbul'da bu kurslar kaçmaz!


29 Aralık 2010 Çarşamba

Bu koroyla çok eğleniyorum=)

Mersin Polifonik Korolar Derneği... Yani gönüllü müzik severler topluluğu. Dernek çatısı altında bi sürü de koro var. Yetişkinler Korosu mesela... Benim gibi yetişkinlerin olduğu bi koro=) Gerçi ben 1 yıldır bu koroda söylüyorum ama diğer yetişkinler gerçekten yıllarını vermişler. Yurt dışında festivaller mi istersiniz, Devlet Operasıyla aynı sahnede konserler mi dersiniz, tabiki demekte özgürsünüz=) Bunlar amatör topluluklar için çok keyifli şeyler aslında... Daha birçok aktivite... Yılın genelinde çoğu zaman çoğu yerde konseri var bu koronun! Bir şekilde ilgilenenler de hem biryerlerden duyuyor, hem de deli gibi takip ediyolar... Yani salonlar falan full! Daha hiç hatırlamıyorum boş salona konser verdiğimizi=) hahahhahaha

Sadece yetişkinler korosu mu?!! Olur mu, gençlik korosu, çocuk korosu, 4-5 yaşındaki ufaklıkların geldiği, konserde hiçbiri sahneden yerinde duramayan, canlı çekim varsa ve sahneden ayaklı mikrafonları gördülerse tutup bağırarak seslerini salona duyurmaya çalışan bi sürü yer mantarından oluşan minnoşlar korosu...

Hepsini de bu dernek kurmuş ve profesyonel müzik öğretmenleri, eğitmenler tarafından eğitiliyorlar/eğitiliyoruz=)

Ben bu koroya başladıktan sonra mesela Bulgaristan Operası'ndan Zdravko Lazarov şefimiz oldu. Tam bir sene. Ama yarın gidiyo... yine Bulgaristan Operası'na ... Bizim gibi yetişkinlere karmakarışık bir sürü şarkıyı o kadar güzel öğretti ki anlatamam...

Zdravko ile son konserimizi Mersin'deki İtalyan Katolik Kilisesi'nde verdik. Benim oradaki 2. konserim oldu aynı zamanda. Ama bu seferkinde accayip eğlendim. Aslında tüm koro çok keyif aldık. Eğlenerek şarkı söyledik. Konserin sonunda da Zdravko'ya yine tüm pozitifliğimizle güle güle dedik. Yetişkinler bir coştu bir coştu ki sormayın=)






işte son konserimiz...